Nilüfer

by 00:10 0 yorum
Toprak içi boşaltılmış bir denizdi.
Toprak yılanlarla dolu olsa da hepimizin sonu, kutsallığın ve temizliğin başlangıcıdır.
Hayatı toprağın üzerine yatmış izliyoruz. Küçük bir çocukken en güzel oyuncağımız, en verimli öğretmenimiz, en eğlenceli arkadaşımız...
Toprağın altındakiler üstündekilerden daha çoktu. Çocukluk arkadaşımız bir zaman sonra bizi de kendine dönüştürecekti oysa ki...
Toprak bizim annemizdir.
Doğduğumda annemin kucağına verdiler beni ilk. Üzerinde hayatı izlemek üzere geldik dünyaya, toprağa. Ölürken de annemizin kucağına verdiler, son hücremizde toprak olana kadar.
Derli toplu yatağımızın üzerine uzanıp uykudan önce televizyon izlermiş gibi,
az sonra uyurken üzerimizi örteceğini düşünmeden verdiler toprağın kucağına..
Ulaşılması en zor,fakat kaybedilmesi en kolay çiçekti o.
Gözleri yeşildi,saçları alev sarısı,yanakları pembe,teni zehirli bir afrodizyak.
Aklina bir an bile gelse, herşey nilufer olur..
Özgür, başına buyruk görünür bu güzel çiçek kendi halinde salınırken suda.
Çok az insan bilir, sazlığın dibindeki toprağa köklerinden bağlı olduğunu aslında..
Salt su değildir yaşamının kaynağı, topraktır aynı zamanda.
O yüzden en muhtaç, en bağımlı çiçek sayılmalıdır belki, suyun ortasında...
Uzun kökünün izin verdiği kadar topraktan kopmadan hareket etmelidir nilüfer
Yaşayabildiği tek yer, güzel kavramından uzak bataklığa ya da göle rağmen vardır.
Ötesinde uçuşan sineklere, çamurlara, yabani otlara rağmen güzeldir.
Güneş varken açar yapraklarını, akşam kapanır..
Kimi zaman akşamları yıldızları seyrettiğini de gören vardır, fazlaca kapılmadan hayallere..
Ölüm bir tek ona yakışır.
Yaprakları ayrılır kendiliğinden, gölü süslemeye devam eder yine
ama özgür ama nefes alamadan
ve evet, her zaman çok güzel..
Toprak hayat, nilüfer ise özgür bir sevgili gibidir. Bir su kadar berrak sanarken sevgilinin toprağını, hayata tutunmuştu kökleriyle kimseye göstermeden suyun üzerinde.
Yemyeşil gözlerinden saçtığı aleve,
yenik düştü yıldızlar...
Yeni doğmuş bir bebeğin saflığıyla süzüldü suyun üzerinde nilüfer. Ölürken annesinin kollarına uzanamadı o.
Soğuk, mat, üzerine hayatı boyunca izlediği yıldızların aksi düşmüş suyun üzerinde süzüldü sessizce.
Gözleri yemyeşil ama donuk, saçları alev sarısı ama sönmüş, teni ise toprağı özlemiş bir ufak su damlasıydı..
Özlemişti nilüfer

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder