Sartre'nin İhtimali

by 22:00 2 yorum
Hayat üç bölümdür: dünyayı değiştireceğini sandığın, dünyanın değişmeyeceğine inandığın ve dünyanın seni değiştirdiğine emin olduğun..
Gözlerimi açtığım anda anlamıştım dünyayı değiştireceğimi. Hepinizin dünyasını olmasada, dünyasını değiştireceğim canlılar olduğundan emindim bu dünyada. Gözlerimi açmak için dokuz ay bekledim. İhtimallerle dolu bir vücutta bekledim aylarca. Bazı ihtimaller, ihtimal olarak kalmaya mecburdu. Annemin karnında, doğma ihtimalim için yaşadım, ölme ihtimalim için doğdum...
Hayal kurmayı çocukken öğrendim. En iyisi olmak istediğim şeyler en kötüsü olmak istemediklerimden çok daha fazla olarak başladım hayal kurmaya. Öyle ya, dünyayı değiştireceğimi sandım.
Beş tane duyum olduğunu öğretti bana ilkokul öğretmenim. Tek tek sayabilmek için ezberlemeyi seçtim, düşünmek yerine. Dokunmak doğmuş olma ihtimalimin aynasıydı. İnsansan dokunmayı severdin çünkü. Hayatının mimiklerine dokunmak isterdin. En sevdiğin şeyleri hep teninde hissederek yaşardın. Görmek? Bakmayı becerebilecek kadar dikkat kesilebildiğim anlarda senden fazlasını görebilme ihtimalimi sevdim hep. Küçük bir çocukken tat almayı sevmedim. Bir avuç lezzetle doldurdum midemi. Yemek yemeyi genlerimden gelenin aksine sevemedim yıllar yılı, keşke sindirmek sadece yemek yerken bu kadar kolay olsaydı. İşittim işitmem gerektiği kadarını. Bazılarını ise duymazdan geldim, tıpkı senin gibi..
Peki ya koklamak?
Bazı ihtimaller ihtimal olarak kalmaya mecburdu yine. Ben en çok dokunmayı değil, koklamayı sevdim. En sevdiğim parçam burnum oldu hep. Sen, ben, sevdiğim ve sevemediğim herkes benim için bir kokudan ibaret. O yüzden benden yüzlercesi geziyor sokaklarda. Bir anlık arkamı dönüp bakıyorum, sen olma ihtimaline karşı duyduğum kokunun. Ama kokunun üstüne sürdüğün sahte koku olduğunu farkediyorum uzaktan duyduğum kokumun. Kokular, tıpkı şekerin suyu içmesi gibi emecekti ruhunu oysa. Kokunu duydum ama ruhunu koklayamadım, sokakta yalnız yürürken mütemadiyen ağladım.
Yıllar çehremi değiştirdi. Ruhumun kokusunu alanlar ne kadar değiştiğimi vurgulamayı unutmadan beni yinede tanıyordu. Bazıları ise sormaktan çekinmedi "kimsin" diye. Kim olduğumu tanımlamakta zorlandım. İkizler burcuyum, tek bildiğim bu, bilmem bunu duyduktan sonra söylemlerime inanır mısınız? Topluma karşı sıradan görünmek, bilinen en tahrik edici numaradır. Bende sıradan görünerek tahrik ettim çevremdeki insanları. Birlikte yarıştığımız kulvarlarda daha başarısız göründüm hep senden. Hırslı olduğum zamanlarda.
Baba dedi ki hırs gerek hayatta. Ama bilmiyordu ki denizin bütün suyu, düşünsel bir kan lekesi yıkamaya yetmez. Düşüncelerin bir kez lekelendimi asla temizleyemezsin onları. Kendi inandığın yolun olur, başkasını sokmazsın hizana. Hırs kaybolur, yolun aydınlanır..
Anlaşılmaz olmayı sevdim. Ama sen yinede beni anlamalısın. Çünkü ben bir kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum. Mecburiyetler sevilmez ama, en sevdiğim mecburiyetim anlaşılmak zorunda olmam. Yani beni anlamak zorundasın, ama bunun için anlaşılmayı sevmememden dolayı önüne ömür boyu engeller koyacağım. Gözlerini kapatmadan aşamayacağın engeller..
.
Henüz anlamadım dünyanın değiştirilemeyeceğini. Son evreyi ise atladım, dünya beni değiştiremedi. Her insan kendisi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Bedeline katlanarak dünyanın değiştirme çabasına karşı çıkıyorum şimdilik. Onu değiştirme çabasındayım sadece. Dünya evrilmeye açık ve düzeltilmedikçe sadece doğrularını seçilime uğratan bir canlı. Hayatta kalmak için değil, ölmek için yaşıyor. İnsan her zaman bir hikaye anlatıcısıdır; kendi hikayeleriyle ve başkalarının hikayeleri ile çevrili yaşar; başına gelen herşeyi onlar aracılığıyla görür ve hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
Tek sayfalık yazılardan ibaret günlerim, hayat romanımı okutuyor sana. Hatırladınmı ihtimallerini son bir kez daha? En başta, daha doğarken ölme ihtimalin için doğmuştun, yaşamak için öl.
Son nefesimde, hayatım içimden geçen cümleler içinde geçti demek isterim..



"çok fazla naziksiniz. bu da gösteriyor ki vicdanınız pek rahat değil" Jean Paul Sartre

kaynağı siyah butonlar değil parmaklarıma bulaşmış ıslak mürekkeptir.

Mezar taşın, sana yakışacak bir aşk tanımı..

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

2 yorum:

  1. Jean Paul Sartre
    pek bir severim..
    ama sevdiğim bir şey daha var ki..
    okurken, bitmesinnn.. dediğim yazıların..
    yine çok güzel bir yazı olmuş..
    ellerine sağlık..
    duygulara hitap eden..

    ve bence başarabiliriz istersek..
    dünyayı değiştirebiliriz..
    inanırsak gerçekten :))

    YanıtlaSil
  2. değiştiremesekte inanmanın verdiği haz kendini mutlu etmeye yetmezmiki?

    YanıtlaSil