Okaliptus

by 23:47 2 yorum
Tek yaptığım sarılmak. Küçücük bir cebin içinde doğdum. Dünyaya bakmaya bile korkarak tam bir senemi geçirdim annemin cebinde. Cesaretimi dünyaya bakmak için topladığımda ise toprağa basacak cesaretim yoktu. Korkağın teki olduğumu düşündüm annemin sırtında geçirdiğim yıllarda..
Sarılmak istedim herşeye, herkese. Doğuştan tembeldim.
Hayatım boyunca iki şey tanıyacak fırsatım oldu. Üşendim başka şeylerle haşır neşir olmaya. Beni usanmadan taşıyan okaliptus ve annem...
Annem de en az benim kadar tembeldi. Sırtına beni alıp ağaçlara sarıldı. Belki sarılacak başka kimsesi yoktu, belki de en sevdiğiydi okaliptus. Öyle ya, insan en çok sarılmayı severdi. Peki ya ben? Bir koala?
Kollarım yer çekiminden daha güçlü sarıldı. En büyük ve tek yeteneğimdi belki de bu. Bir okaliptus ağacında doğdum, toprağa hiç basmamış olarak okaliptus üzerinde öleceğim. Tembelliğim farklı tatlar tatmama engel oldu, tek bildiğim lezzet mentollü okaliptus yaprağı..
Öğle uykusuna yatmak istemeyen huysuz çocukluğuna anlatılan kandırıkçı bir masala benzer, gözyaşını dindirir, sinirini siler atar, uyuşturur, huzur verir. Velhasıl, dört dörtlük bir de terapidir sarılmak. Tek parçası eksik bir yapboz ne kadar bitmiş ise, sarılmamış bir insan da o kadar tamdır. Zifiri karanlıkta kalmış ruhunuza güneş, göğsünüzün sağında da bir kalp atmaya başladığında doğar. Boşlukta yönünü bilmeden süzülmek, uçuşmaktır. Zihniniz bir an için sizi terkeder, göğsünüzün sağ yanından kaçar gider başka hayallere. Tahayyül edemezsiniz bulunduğunuz konumu, kişiyi, duyguyu, duygusuzluğu...
İki ruhun birbirine ulaşabilmek için bedenleri yırtmaya çalışmasıdır. Göğsünüze verilen elektrik ayak parmaklarınıza ulaşıp bedeninizi toprağa terketmeden önce gözlerinize ulaşır. Buhar olur..
Vücuduma saplanan dikenler canımı acıtıyor. Susuzluktan damağıma yapışmış dilim, bedenimdeki ıslaklıktan gövdeme saplanmış dikenlerim var. İhtiyacım olan su bir okaliptusun damarlarında. Yalnızca damarlarının içindeki suya değil, damarlarına da sahip olmak istiyorum. Sarılmak değil, sarmak istiyorum. Bir okaliptus kadar şanslı olmak, bir koala kadar vurdumduymaz, bir insan kadar sahip olmak istiyorum...


***Bir okaliptus ve bir kaktüs yaşar bir ormanda. Yılda iki yüz elli ton su çeken okaliptus çevresinin kuraklaşmasına sebep olmuştur. Kuraklığın ortasında ise bir kaktüs.. Toprağındaki suyu çaldığı için sesi çıkmaz da, pürüzsüz ve rengarenk gövdesine tırmanan, ona sımsıkı sarılan koalaları kıskanır kaktüs..

Kıskançlık bir kaktüs kadar kör, bir okaliptus kadar bencildir.

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

2 yorum:

  1. "Tek parçası eksik bir yapboz ne kadar bitmiş ise, sarılmamış bir insan da o kadar tamdır. Zifiri karanlıkta kalmış ruhunuza güneş, göğsünüzün sağında da bir kalp atmaya başladığında doğar."
    Çok hoş bir yazı..:))Bayıldım..:))

    YanıtlaSil