Son Tanrı

by 01:14 0 yorum
Kişinin içinde bulunduğu ortamda kendisine yönelik hiçbir tehdit baskı ve stres yaşamadığı , beklenti ve ihtiyaçlarının karşılandığı ya da karşılanmakta olduğu kaygısızlık ve sevinç hali.
Metabolizmada yüksek oranda endorfin bulunma durumu. Endorfin sinir sisteminin doğal morfini olarak kabul edilebilir bir madde olup vücut kimyasının "rahatlatan" bir made olma özelliğiyle öne çıkar.
İnsanın moral çatışma içinde olmadığı süreç
Kul, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğinde kavuşacağı moral boyut.
.
.
.
yüzlerce tanımından hangisi sizinki? Felsefe? Tıp? Din?

İnsan ahlak denilen yazısız kurallara ihtiyaç duydu. Bir şekilde mutlu olmalıydı. Duvarlara resmini çizmeyi akıl edemezken, parası ve arabası yokken insan mutlu olmak istedi. İçlerinden en bilge olanı, belki en zeki olanı belki de en kurnazıydı o, diğerlerini kandırdı. ya da ikna etti..
İnsanların tek bir şeye inanmasına çabaladı, inanmasına ve korkmasına. Korku insana istemediği şeyler yaptırdı. Yaptıklarını sınırlamasına sebep oldu. Artık ahlak denen değer yargısı insanındı. İnsan korktuğu, sınırlandığı ölçüde ahlaklıydı. Evet insan henüz tekerleği bulmamıştı, muhtemelen bir yatı da yoktu, villası da yoktu. Mağarada yaşıyor, okuma yazma bilmiyordu. Onun için en korkutucu olan, ve en inanması güç olana taptı
Güneş.
Gözlerini dikti ve dağlara baktı. Ne zaman kahverengiyi dağlarda görse üzüldü insan, yeşil onun için en güzeliydi hep. Düşündü hiç düşünemediği kadar, yeşilin kaynağının güneş olduğunu anladı. Bir gün yeşilin kırmızıya döndüğünü gördü, yeşili veren güneşti suçlu bu kez. Kendisinden daha erdemli bir imgesi vardı artık insanın, ve güneşe taptı.
Mutluluğunun kaynağı diniydi artık
İnsan büyüdü. Yazmayı öğrendi, tekerleği buldu, parayı buldu, küfretmeyi öğrendi. Aklının yettiği ölçüde artık güneşten başka şeylerede tapabiliyordu. Bazen bir ineğe bazen bir insana bazense duvarlara taptı insan. Mutluluğun kaynağını bulduğuna inanmıştı artık. Din.
Düşünmeyi öğrendi sonra insan. Kimisi daha çok düşündü. Düşüncelerini hayatına yön vermek için değil, hayatını düşünmek için kullandı. Adınada düşünür dedi. Felsefeyi yarattı.
Artık çıkarım da yapabiliyordu insan. Analiz etmekten yoruldu ve kendini geliştirmeye koyuldu elindeki verilerle.
Tüm insanlık bir günde doğdu. Büyüdükçe yeni şeyler keşfetti, öğrendi. Ama aşk doğduğu günden beri içindeydi... Kendine mutluluk adına bulduğu meşgalelerin hepsi insanın aşkının bir sonucuydu.
Şuanda insanlığın en yaşlısısın. Doğduğu günden beri öğrenen insan tüm bildiklerini senin önüne koydu. Yaşadığı tüm acıları ve mutlulukları senin için yaşadı. Tarih denen şeyi gözlerinin önüne bıraktı. Senin tecrübe dediğin şey aslında tarihti.
Mutlulugunu sakın hiç düşünme. Yeni imgeler yaratma kendine. Yeni şeylere tapma. Sadece içindeki aşkı yaşa. Sadece aşık olduklarına tap. Adına din deme tanrıya olan inancının. Tanrıya tapma, sadece sanki bir lidermiş gibi tanrının izinden git. Bazen tanrı ol bazense bir kul bile olama.
Mutluluğunu hic aklina getirmedigin zamanlarda gercekten mutlu olacaksın. Ne zamanki mutlu olduğunu sorgulayacaksın, o gün aslında mutsuz olduğuna inanacaksın. O yüzden hep ne kadar mutlu olduğunu çok sonraları anlayacaksın. Kaybetmekten sakın korkma. Korktuğun güne kadar kaybetmeyeceksin, belki kaybedilirsin.. Birini ne kadar sevdiğini ya artık hayatında olmadığında ya da o öldükten sonra anlayacaksın. Kim bilir, belkide sen öldükten sonra anlarsın?
En nankör duygudur mutluluk. Tam sen onu bulduğunda kaybolur, tam kaybettiğinde mutlusundur. Ya da hiç olamamışsındır..
Yunan adam mutluluğa eudaimonia dedi. Şeyrana ise daimon dedi. Bunu dediği gün biliyordu mutluluğun içinde bir şeytan gizli olduğunu, kendisi de gizledi.
İçindeki aşkı yaşa
Yıldızlara dokunmak istersen dokun
Yansın ellerin dokunamasanda
Korkma yıldızları kaybetmekten
Hayatının yıldızını tut
As gökyüzüne diğerlerinin yanına
Bırak mutluluğun da kaysın gitsin

Ateşten bir gökyüzü yarat kendine, içinde yıldızların olmadığı. Aşkınla doldur ateşin içini, yıldızlar söndüremeyecek kadar uzakta olsun kalbindeki kırıkları.

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder