5

by 19:11 0 yorum
Gözleri karanlık, sessizce uzaklara bakıyordu evinin çatısından. Ufukta güneşin doğmasını bekliyordu. İçine nüfuz etmiş karanlık, aydınlığı bekliyordu. Çok zamanlar beklemişti aslında aydınlığı ama, gelmemişti bir türlü. Odasının camında, ellerinde saçları, gözleri simsiyah, yüzüne vuran rüzgarı çekiyordu ciğerlerine. Aldığı her nefes daha çok yakıyordu göğsünü, her nefes biraz daha fazla rahatlatıyordu içini. Görmeyi umduğu güneş pırıltılarını yavaş yavaş göstermişti ona çünkü..
Bir kaç kelime söylemek istedi içinden, nefesi yetmedi. Agzının hareketleri anlamsız kaldı ciğerlerini dolduran rüzgarın sesiyle.  Konuşturmuyor, söyletmiyordu hiçbirşeyi. Sessizce izliyordu güneşin doğuşunu. Sanki rüzgar etraftaki herşeyin ciğerlerine dolmuş, kimseyi konuşturmuyor gibi sessizdi her taraf.
Güneş de öyleydi biraz aslında.
Bir türlü doğamıyor, egenin sularında boğulmuş çıkamıyordu bir türlü. Turuncu ışıkları gökyüzünü aydınlatmaya başlamıştı ama henüz ona ulaşamamıştı. Karanlık galip gelmişti o ana kadar hep. Güneş başka yerleri aydınlatmıştı o güne kadar hep. Onun karanlığına uğramamıştı..
Yavaş yavaş doğdu güneş. Artık egenin suları da onu durduramıyor, usulca,  kendinden emin yükseliyordu gökyüzüne doğru.
Gözleri kamaştı. O kadar uzun zamandır karanlıktaydıki, unutmuştu güneşi gözleri. Saçlarını rahat bıraktı, gözlerini açtı, kendini güneşin turuncu parıltılarına teslim etti son bir kez. Özlemişti aydınlığı, sonu olarak görmüştü onu hep. Bir kez elde edince güneşi hiç bırakmayacakmış gibi açmıştı gözlerini. Yeni doğan güneşin keskin turuncu parıltısı kamaştırmıştı gözlerini. Güneş yükseldikçe alışıyordu gözleri, açılmaya başlıyordu yeniden..
Güneş de artık mutluydu belki. Uzun süredir kurtaramamıştı kendini karanlıktan. Sonunda tüm engelleri aşmış, egeyi aydınlatmaya başlamıştı. Hoşunada gitmişti belki kim bilir, hiç terk etmeyecek gibi aydınlatıyordu.. Bulutlar geçmeye çalıştıkça önüne, o yılmıyor aydınlatmaya devam ediyordu. Turuncu parıltılarını saçtığı yerdeki mutlulukları gördükçe bir daha karanlığa bırakası gelmiyordu egenin sularını..
Aydınlık azalmaya başladı..
Bulutlar bir anda gökyüzüne çökmüş, güneşi batıya gitmeye zorluyordu. Son parıltılarını da engellemeye çalışıyordu.
Vazgeçti. Aydınlığı da sevmedi, alışamadı. Daha güneş gökyüzündeydi oysa ki, bulutların arkasındaydı sadece, kendini gösteremiyor ama sıcaklığını yaymaya devam ediyordu. Küstü. Olmadı. Yapamadı. Gözlerini kapattı. Perdeleri çekti. İzin vermedi güneşin turuncu parıltılarının gözlerinden derinlerine inmesine. Yavaşça, sessizce ufka yöneldi güneş. Artık oradaki vakti dolmuştu. Tam 5 aydır gökyüzündeydi güneş. Bulutlara rağmen ısıttı onu, bazen yakarcasına, bazen rüzgarın ciğerlerine verdiği acıyı rahatlatırcasına..
Güneş battı.
son ışıkları gökyüzünde, belli belirsiz, batıda, ufukta, hafif bir turunculuk var hala..

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder