Henüz cumhuriyetin, egemenliğin farkında değildik. Bayram derdimiz bizim için tatil yapmak demekti, zaten o zaman cumhuriyet de elden gitme sinyalleri vermiyordu şimdiki gibi, kimse kaygılı değildi, başımızdakiler mükemmel olmasa da, atalarına ihanet etmeye başlamamışlardı henüz.
Büyüdükçe daha bir farkına vardık bayram neyin bayramı, tören neyin töreni.
İstiklal Marşı'nın ikinci mısrasının "larda yüzen al sancak" olmadığının farkına varmaya başladık büyüdükçe. Ezberimizden değil de, hissederek, sözlerini anlamaya çalışarak söylemeye başlamıştık.
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!
23 Nisan törenine gitmemek için ailelerimize yalvardığımız yılların yerini, gelmeyenleri ayıpladığımız zamanlar almıştı büyüdükçe. Okulumuzun bir sokak ötesinde olan Anıtkabir'i ziyaret etme bahanesiydi artık 23 Nisan.
Peki ya bugün? Nasıl bir bayram 23 Nisan?
Kaçımız 23 Nisan'ın Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olduğunun farkında?
Ulusal egemenlikle, çocukların bayramını aynı anda kutluyoruz. Çünkü çocukların özgür olmadığı bir dünyada bir milletin egemen olması mümkün değildir. Çocukların özgürce yaşayabildiği ölçüde özgürüz. Çünkü çocuk, kendi kararlarını kendi iradesiyle alacak olgunlukta değildir. Çocukluğunu suistimal etmek ve onu özgürce yetiştirmek arasındaki çizgiyi en kalın çizgilerle çizebildiğimiz günü, 23 Nisan'ı kutluyoruz her sene. Artık 23 Nisan dediğimizde akla bugünlerini kutlamaktan önce, geleceklerine endişelenmek geliyorsa; yolunda olmayan bir şeyler var demektir. Yine Ulusal Egemenliğine sahip çıkacak olanlar da, bugünün çocukları. Umut öncelikle kendimizde, sonra ise sonramızda.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Cumhuriyet en çok da küçük bir çocuğun damağında bıraktığı tattır.


0 yorum:
Yorum Gönder