Deprem

by 00:26 0 yorum
İnsan yaşadıkça öğrenir nelere üzülmesi gerektiğini. Depreme üzülmeyi, ondan korkmayı 17 Ağustos'ta öğrendim.
Dokuz yaşında bir çocuktum, hayatında hiç deprem yaşamamış, deprem nedir bilmeyen. Benim için kulaktan dolma bir şeydi deprem. Hiç toprak ayaklarımın altında sallanmamıştı.

O gece tam dokuz yaşında, Ankara'da, evimizin oturma odasında yerde oturmuş iskambil kağıtlarıyla oynuyordum. Babam çok uzaklarda, Bosna'daydı. Kardeşim daha doğmamıştı, annemle yalnız yaşıyorduk aylardır. Oyalanmam için benimle iskambil oynuyordu geceleri.
Her yeni öğrendiği şeyi, sıkılana kadar defalarca tekrarlar ya çocuk, ıslık çalmayı öğreneceğim tutmuş ağustos 99'da.
Ağzımda bir ıslık sesi, saatlerce çal babam çal. Evde başka ses yok, kimse yok, sıkılmış kadın da, masum bir yalan söyleyivermiş ıslık sesine son vermek için;
"Geceleri ıslık çalınmaz oğlum, uğursuzluk getirir"
Tarih 16 ağustos akşamı. Olacaklardan habersiz anneyle birlikte uykuya yatılır, deprem haberiyle çalan telefona uyanılır. Anneannenin sesi diğer tarafta biz iyiyiz diyor..
O gün bugündür geceleri ıslık çalmam, çalamam, çalsam bile o geceyi unutamam. Çocuk akılla az mı suçladım kendimi, binlerce insan benim yüzümden öldü diye. Tekrar ölmesinler diye bir daha asla çalamam,
"Uğursuzluk getirir"

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder