Gezi Parkı'ndan Bugüne

by 10:15 0 yorum
Yıldız teknik üniversitesinde Mimarlık öğrencisiyim. 90 doğumluyum, apolitik yetiştim, evimizde hiç siyaset konuşulmadı ben çocukken, konuşulduysa da dinlemedim. Siyasete olan ilgim büyüdükçe kendi kendine oluştu. Gezi olayları zamanında gündüzleri proje finaline çizim yapıp akşamdan sabaha kadar sokaklarda demokrasi arıyordum. Bir taraftan sisteme karşı gelirken bir taraftan da sisteme ayak uyduruyordum. Polisle çatışmak (daha doğrusu, saldıran polise karşı yılmadan kaçmak) bana mantıksız ve amaç dışı geliyordu. Hatta en başlarda sokağa çıkma sebebim, kız arkadaşımın başına bir şey gelmemesi için yanında olmaktı. Sonra kapıldım gezi parkı rüzgarına. En başlarda benim için gezi parkının önemi olaylardan yaklaşık 1 sene önce başlattığımız Geleneksel Gezi Parkı Şenlikleri'nden geliyordu. Şenlikteki kaygım mimari ve çevreseldi. Topçu kışlası felaketine karşılık, parka işlevsiz diyen Başbakan'a karşılık, parkı işlevlendirmeye çalışıyordum. Bunu da parkı amacına uygun kullanarak, parkta pazar günlerimizi aktif dinlenerek, oyunlar oynayıp şarkılar söyleyerek yapıyorduk. Kaygımı ülkedeki geleceğime duyduğum kaygıya dönüştüren, Başbakan'ın ne olursa olsun Topçu Kışlası'nı yapacağız söylemleriydi, bizi kutuplaştırmasıydı.
Gezi parkının fanatiği değilim, farklı fikirden gazetecilere ağırlık vererek günlük 30'a yakın köşe yazısı okumaya çalışıyorum. Siyasete ilgim de gezi parkı olayları ile başladı. Öncesinde siyaset tarihimizi belli başlı olaylarla bilir fazlasını merak etmezdim. Okumak da ilgimi çekmezdi. Hangi gazeteci hangi düşüncede onu bile ünlü olanlar dışında bilmezdim.
Siyasette hatta toplumda "aşırı uçlara" karşıyım. İsminin başına çapulcu yazanların benim için bana marjinal grup diyenlerden farkı yok. Mustafa Kemal'in askeri de değilim. Mustafa Kemal benim için fikirleri okunması anlaşılması gereken, bu ülkeyi en zor zamanında yokluktan çıkartmış bir bilgedir, yol göstericidir, liderdir. Kendi kendimin askeriyim. Kitlesel akımlara kapılarak kendi fikirlerini kuran insanları sığ buluyorum. Profil fotoğrafı çektirmek için polisten gaz yemeyi de samimi bulmuyorum. Her fikri dinleyip homojen ve en etkili fikri oluşturma çabasındayım.
Geçtiğimiz günlerde internette dolaşan ve çoğumuzun okuduğu, kendine "çapulcu" diyen, ak parti mitingine gidip oradaki insanları aşağılayan bir yazı yazan arkadaşı kınıyorum. Muhtemelen karşılıklı oturup konuşunca saygı duyabileceğim fikirleri olan, ama fikirleri konusunda sorgulamaya fazla açık olmayan "fanatik" diyebileceğim bir insan olabilir.
Aslında asıl sorunumuzun o ak parti mitingindeki insanlar değil, kendisi gibi insanlar olduğunun farkına varamamak en büyük sorunumuz. Fanatizm her alanda en büyük sıkıntımız. Sabit fikirli olmak, düşünmeye açık olmamak derdimiz. Mitinge giderek o insanları anlamaya çalışması çok güzel olsa da, kendi değer yargılarından sıyrılarak gözlem yapamamış olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu insanların hala herşeye rağmen Başbakan'a sarılmasının sebebinin, yıllardır büyük bir çoğunluğun onları anlamaması olduğunu ne zaman anlayacağız? Bizim hatalarımızın ekmeğini hırsızlara ve katillere daha ne kadar yedireceğiz?
Daha çok dinlemeli daha çok anlamalıyız.
Evime en yakın yer olan Burhan Felek'e seçim gecesi İhsan Özkes'i desteklemeye, oyuma da sahip çıkmaya gittim. Siyasi partilerimizin ne kadar aciz kalabildiğini ilk kez orada İhsan Özkesin gece 5:37de yaptığı açıklama ile gördüm. Şimdi aklımdan siyasete girmek bile geçiyor, nasıl yaparım yolunu arayıp yol haritası çizmeye çalışıyorum. Bir yerden biz gençler bu işe girişmedikçe, apolitik kaldıkça, işler kötüye gitmeye devam edecek gibi geliyor. 40-50-60 yaşında adamların bizim gibi düşünmesini mümkün bulmuyorum, siyaset artık daha genç yaşta yapılması gereken bir şey. Tezat şurada ki, bu yaşta sahip olamayacağımız miktarlarda da para gerektiren bir şey. Bunun yöntemini arıyorum.
Hayatımda ilk kez bugün bir gazeteciye mail attım, ben ve benim gibilerin kuşağından olanları en çok anlamaya çalışan insan olarak gördüm kendisini.
Daha çok dinlemeli, daha çok anlamaya çalışmalı, daha çok okumalıyız.

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder