Gölgemin Kırmızı Karanlığında

by 22:57 1 yorum
Günlerim yorucu gecelerim sessiz geçiyordu. Vaktimi, vaktimi boşaltmaya harcayıp boş vakit bulamıyordum. Sadece uyurken kendime yetebiliyor, uyanıkken uykuda görünmeye çabalıyordum ki bir anda şakaklarıma bir acı saplandı. Kan ayaklarımdan yavaş yavaş boğazımda toplanıyor, kalbim kanımı sanki sadece boğazıma pompalıyordu. Gözlerim karardı, toprak artık eski yerinde değildi. Gökyüzü ise siyahtı. Sırtımı yakan güneşi bir anda yüzümde hissettim ve düşmeye başladım. Sanki yer ve gök sürekli yer değiştiriyor, taklalar atarak düşüyordum. zaman ve mekan kavramım kendini kaybetmiş birbirinin içine geçmişti..
Bir kaç saniyede geçen yıllardan sonra düşüşüm son buldu. Gölgemin tam üzerinde yatıyordum artık. Sanki can çekişen ben değilim de, gölgemmiş gibi yattığım yerden kalkmam gerektiğini hissettim. Tam doğrulacaktım ki, bir anda ensemde yağmur damlalarını hissettiğimi sandım. Islanan arnavut kaldırımlarının kokusu ciğerlerime doldu. Gözlerimi açamıyor, açsamda göremiyordum. Toprağın leziz kokusunu içime çekmek için derin bir nefes aldım. Aniden aldığım nefes içimdeki kodesin tüm hücrelerini uyardı. Ruhumun mahkumlarından isyan çığlıkları yükselmeye başlamıştı. Parmaklıkların demir tadı ağzımın içine hücum etmişti. Kalbim yine benle savaşa geçmiş, kanımı bu kez ağzımın içine pompalamıştı. Tek hissettiğim boşluktu. Kaldırımların soğukluğu ruhumdan kaçıp gidenlerle ısınmıştı.
Gölgem, tam zemine çarptığım anda yok oldu. İnsanlardan önce gölgem beni hapsetti; tutsak etti hareketsizliğe, kımıldayamadım. Gölgemin olması, gerçekliğimi cezalı bir ilkokul öğrencisi gibi alt alta büyük harflerle yeniden ve yeniden sonsuz bir tekrar içinde yazmam gibiydi. İsteğim dışında ve zorlayıcı.. Hiçbir hayalimde gölgem yer almadı; renkler oldu hep, turuncu mavi ve yeşil en çok. Ayak uçlarımdan sabitlenemedim bu dünyaya. Yerçekimsiz, ağırlıksız ve bağımsız bir dünyada yaşadım. Gölgem gerçekliğimdir.
Kim bilir kaç zamandır çift zamanlı bir paralel evrendeyim; ikili bir hayat yaşıyorum. bir yanım burada, gerçekliğin kırbacı ıslak tene vurur gibi can yakarken, bir sarmalın sonsuz döngüsünde sabit ritimde hareket etmekteyim. Diğer yanımsa az önce yağmur yağmış bir arnavut kaldırımı üzerinde kanlar içinde uyuyor mütemadiyen.

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

1 yorum:

  1. eğer o sorun benden kaynaklanıyorsa öleyim ben vallaa..

    bu arada yazını da okudum..

    yapma ama lütfenn.. gölgeler her zaman kötü değildir.. ellerinle hiç mi şekil yapmadın..

    hiç mi köpek yapıp havlatmadın..:))


    elektrikler kesildiğinde en iyi dostumdu onlar.. hala da öyleler.. (bazen korktuğum da olmuyor değil hani ama)

    :))

    YanıtlaSil