Farkındalık

by 17:16 0 yorum
Ölümlü hayat ve ölümsüzlük arasında çok ince bir çizgi bulunur.
Herşeyin en küçük parçası, bir birimi olduğu gibi ölüm ve ölümsüzlüğün de birimi "an" dır. Her ikisi de sonsuz sayıda andan oluşur. Ölümlülükte sonlu sayıda bir sonsuzluk, ölümsüzlükte ise sonsuzluk vardır.
Gündelik hayat, hayatın tamamını oluşturan ufak anlardan oluşur. İnsan doğaya ve doğa dışındaki tüm olgulara karşılık savunma mekanizması geliştirmiştir. Bu savunma mekanizması gereği yaşadığı anları kaydeder, ve her yeni yaşadığı anda bir öncekilerle benzer noktalar arar. Geçmişindeki benzerlerin sonuçlarını değerlendirir, olası sonuçları hesaplar ve karar verir. Kararları sonucunda her zaman anı yaşar.
İnsanın anı yaşaması farkındalığının bir sonucudur. Fakat anı yaşadığının farkına vardığı an, çarkları savunma mekanizmasını yıkacak şekilde işletir. Bu durumda farkındalık mutsuzluk getirir. Mutsuz olmasının sebebi ise yeteri kadar farkında olmamasıdır. Aynı savunma mekanizması bu kez de farkında olmaması için işlemiştir.
Gündelik hayat o kadar zorlar ki bir şeyleri sonuçlandırmaya, sonuçlandıramadığın her detay aklını çürütür. Gördüğün, göremediğin, görmezden geldiğin olaylar çıkar karşına uyanık geçirdiğin dakikalar içerisinde. Bazen uyutulur da görmez, bazen uyur da görmezsin en ince detayları. Onları incelten ise hep başkalarının törpüsüdür.
Penceremin önünde bir güvercin gördüm. Ayaklarının üzerinde duruyordu. Uçabilmesine rağmen yürümeyi seçmişti. Uçmayı bir zevk olarak mı öğrenmişti, yürümenin gerekliliğinin farkında mıydı? Karşısında oturan insana öylece bakarken... Boş boş bana bakıyordu. Camdaki yansımasının ardında beni görebiliyor muydu bilemedim. En boş bakışıyla bakıyordu camın pürüzsüz soğukluğuna.
Arkasını döndü ve iki adım attı. Pencerenin parapetinden aşağı baktı ve kendini boşluğa bıraktı. Arkasından yapma diye atılmak istedim.
Farkında değildim.
Kanatlarını açtı ve bir anda gökyüzüne yükseldi. Tüm farkındalığımı bir kenara bırakmış ve boşluğa attığı adımda çimenlerin üzerine çarpacak sanmıştım. Zaman birimleriyle ölçülemeyecek kadar kısa süreli bir şok yaşamıştım.
Hazırlıksız yakalandım. Boş bulunma denen şeydi yaşadığım "an" ama hiç de boş değildim. Hatta o kadar doluydum ki, içimdeki doluluğun çevremde yarattığı boşluktan dolayı, ne kadar dolu olduğumun farkına varamamıştım.
Her mutluluğun içinde bir miktar şaşkınlık vardır. Mutlu insanın mutluluğunun kaynağı onu mutlu eden olaydan çok, mutlu olduğunun farkına varmasıdır. Hayatı boyunca en çok mutlu olacağı olayı yaşamış bir insan bu sevincinin içinde "şu anda hiç mutlu değilim" dediği takdirde kendi kendine, mutluluğuna engel koyacaktır. Farkındalık sahibi insan ise bu cümleyi kurmadığı için mutlu olduğunu düşünüp mutsuz olabilir. Hayata karşı tüm savunma sistemlerini devre dışı bırakıp mutluluğunun kaynağı olan şaşkınlıklarının ötesine geçebilir.
Farkındaysanız eğer, en az bir kez etrafınıza bakıp, bir yerlere yetişmek için oradan oraya giden, sabahın erken saatlerinde yollara düşüp işlerine gitmek için otobüsleri dolduran insanları farkedip, 'bu insanlar nereye gidiyor, nereye koşuyor?' demiş, çalışmak, işe gitmek, para kazanmak, bir yere yetişmek gibi görünür amaçların ötesinde çok daha farklı gerçeklerin olabileceğini düşünmüşsünüzdür.
Farkındalık zeki insanlara özgüdür.
Ancak asıl çelişki, farkında olmayan insan daha mutludur. Daha mutsuz ve farkında olan insana, "Farkında olmamayı tercih eder miydin?" diye sorulduğunda ise farkında olmayı tercih edecektir. Çünkü mutluluk, bilinen anlamda mutluluk değildir her zaman. Asıl mutluluk farkında olup düşünerek, bazı sonuçlara vararak, çevreye, kendine bir şey katmaktır.
Güneşin batarken gözlerimizin içine sokarcasına yansıttığı kızıllığa, sırtımızı dönüp oturduk.
O kadar çok şeyin sebebini aradık ki, yüzeyselliğini kaçırdık.
Şoka uğramadan farkına bile varamadık.
Farkındalığın getirdiği mutsuzluğun yanında her şeyin %100 farkında olduğumuzu sandığımız anda mutlu olduk, çünkü mutlaka gözden kaçan, şaşırtan bir şeyler vardı hayatta.
Hazırlıksız yakalanılan her şey mutluluktu.
Farkındalık;
Sevebilmekti, nefret ettiğin halde.
Gülebilmekti, için kan ağladığı halde.
Kesinlikle cezaydı, zaman zaman ödül olduğunu düşündüğün halde.
ve kesinlikle ödüldü, zaman zaman ceza olduğunu düşündüğün halde.
Farkındalık farklılıktı.
Uyanmaktı herşeyin farkında olmak
Uyurgezer olarak yaşamak, pencerenin ardındaki kuş uçtuğunda şaşırmak, yere çakıldığında ise mutlu olmaktır.

Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder