Aksimdeki Mavi Özgürlük

by 21:57 0 yorum
İnsan doğduğu günden beri tutkuları için yaşadı. Kiminin tutkusu başarı, kiminin aşk, kiminin para, kiminin ise gururdu...
Adına evren denilen bir kutu içerisinde doğdu insan. Doğduğu anda hapsedilmişti sırrını asla çözemeyeceği bir kutunun içine. Bir japon balığının akvaryumunun dışındaki, hiç görmediği denizleri hayal etmesi gibi hayal etti, var oluşunun geri kalanını.
Onu kutunun içine biri mi koydu, yoksa oraya kendi mi düştü asla hatırlayamamıştı. Akvaryumun içinde yaşadı tutkularını. En derin limitlerin içinde limitsizliği tattı, zaman döngüsüne yenik düştü. Paradokslar yarattı kendine, ölünce kutunun dışına çıkar sandı, oysa gittiği yer bir çöplükten ibaret oldu.. Adına ise toprak dedi. Fiziksel olarak kutunun içindeki toprağı kutunun dışında sandı, limitlerine yenik düştü.
Torunları oldu adına evren denilen akvaryumunun içinde. Tutkularını yaşatmaya devam etti. Hayat onun için sonsuz bir akvaryumdan ibaretti. Hayat onun için cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktı..
Aynaya baktım. Yansımamda özgürlüğü buldum. İkizim gibiydi sanki. Hayatımın her çizgisi birbirinin eşiydi. Dolgun dudaklar, açık bir alın, çıkık elmacık kemikleri, kesin hatlı bir çene, kestane rengi saçlar.. Çizgiler aynıydı ama, genel etki insanı şaşırtacak kadar farklıydı. Çünkü aynı olan bu unsurlar her birimizin cinsiyetine tabi tutulmak zorundaydı. Ben erkek, özgürlük ise kadındı.. Kadında güzellik olarak görünen şey bir erkekte çıtkırıldım, hemen hemen kadınsı bir yumuşaklığa sebebiyet verebilirdi. Kızda zarif görünen hareketler erkekte yapmacıktı. Katı yürekli bir eleştirmen özgürlük denen kadını biraz fazla atak olarak tanımlarken, kardeşini, ikizini, yani beni biraz fazla çekingen bulurdu. Benzerlik, içindeki bu farklılık en çok gözlerde belli oluyordu. Aynı biçim badem gözler, yine aynı açık mavi renkteydi. Çevrelerindeki koyu kirpikler özgürlüğe farklı bir çekicilik katıyordu. Ama gözlerde yarattığı etki çok farklıydı.. Onun bakışında bir yumuşaklık vardı. İnsanı canlılığının kaynaklarına bakmaya davet eder gibiydi.. İkizinin, yansımanın karşısındaki "ben" in ise metalik bakışları vardı. Hemen hemen içine sızılmaz.. Işıklar ise gözlerin dışında oynaşıyordu. Özgürlüğün ışıkları ta içinden geliyordu. Gözleri birer köprü, benimkiler ise duvardı...

"Mahkum oldugumuz, dolayisiyla elde etmedigimiz şey özgürlüktir"


Çağlar Biber

Developer

Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Curabitur blandit tempus porttitor. Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor.

0 yorum:

Yorum Gönder